1/5/2009 ·
Mavi derinlikte kışlasız bir nöbet bekleyişi gibi titreyerek ,acınası bir hüzün bestesi eklercesine hayata dalmış genç bir delikanlının portresini çizme girişiminin sonuçsuz netcesinde,sonu olmayan uzun bir girdapta boğulmayı düşlemek.Izdırabın hayatın beklentilere cevap veremeyişinden kaynaklandığını düşünüp ,kendi olmayı akledemeyişe prangalanmış düşünce mahkumiyetinde bir rol üstlenmek.Ve gam yüklü yüzünde derin ızdırap çizgileriyle kalp çarpıntısında acıyı ta en derininden hissetmek,zor ve meşşakatli.Sözün sukutu delme girişimlerine aldırış etmeksizin,yanlızca hapsedilmiş fikirlerini kendisine has kılıp hiç yaşayamamak, ki bu ızdırabın resme dökülüş halidir.İnsanlık ve bu insanlığın içindeki insan, soluk benizlinin kzılderiliye hucum edişini andıran,sert ve çetin zalimane bir halin hayat tasvirinde kendine şekil bulması olsa gerek, kendini, kendisine haps etmek.Uçurum nöbetlerine hazırlık ve gidiyorum ey hayat bensiz kıyıları olmayan denizlerin en derin yerinde vurgun yemeye deyip, sessizce gözlerini kapatarak, göz yaşlarını kuru bir çöle dökmeyi istercesine kaçışlara kendisini gebe kılmak.Hasretten esarete, ulaşılamamanın neticesinde oluşunun en bariz ve somut olgusu olmak,kederlenmek ,iç geçirmek ve hüzünlenmek. Sahici tonda zor bir yürüyüşe çıkmış yolcunun belli belirsiz düşlerinde kendisini bir rüya kahramanı ilan edebilmenin gayretinde,kimkiyiz deyip yolcuyu yolda yanlız bırakaraktan rüyalarından bile kaçmak, bana efdal olanı yapmak kaçışın kendisi, diyebilme cesaretini gösterip ,gözlerinde en ufak bir ızdırap belirtisi görülmeyen, yolcudan sorumlu yol göstericinin! Kaçış planlarının bir demet halinde sunuma özet görsel bakışı.ve tabirsiz tariflerde ruhsuz bir demet esaret hediyesiyle uzlet halinde korkakça göz yaşlarının hapsinde kalakalmanın en bariz örneği…
Muhammed