18/7/2008 ·
Kimbilirdi nerden geçtiğini bilmediğimiz bu yazının satırlarında bir daktilonun tuşlarına benzeyeceğimizi,ne garip hayat içinde barındırdıklarını gizlercesine fışkırdığında ,ne oluyor diyebileceğimizi,ama gariplik sanırım benim ta kendimde yatıyor.
Gerçek kavrayışları hayali süslemelere bezerken düşünmeyişimde yatıyor,aklımı duruyor insanın yoksa akılmı etmek istemez insan,her ne olursa olsun zorluğu kendinden garip olanbir
duruma düşmek durulaşmaktan alıkoyuyor işte,ve sakin durmak gerek, durmak!durabilirmi insan durmak demek ölmekmi demek yoksa ölüme benzemekmi yada ölü edasında gezinmekmi?
Galiba hepsi olurdu cevabı ,ne kötü insan için ölünün durumuna düçar olmak ama dirilmeklazım elbet, elbet kalkmak kendine gel demek lazım, yeter demek lazım ,olurcasına mücadele etmek lazım, yoksa ne farkı kalır insanın ölüden ,eli,kolu,bacağı vesair bütün azaları sessiz durmak ne kötü!Ne kötü her tarafı bağlanmışçasına durmak ve ne kötü gezintisinde hayatın kendisini kavrayamamak ,anlamamak aslını unutmak sebepsiz olmak ,bedelsiz kazanç için çabalamak.
Asıl kazancı bilememek ,gayretsiz gayretlere girişmek sadece kalanın bir hikayenin satırları olmasını seyretmek ne kötü,hisleri bağlananın aklı kaybolur bilmemek hisetmeden anlamaya girişmek bilmemek için bildik edalarıyla gezinmek ne kötü.
Ne kötü umursamamak ,gayesizleşmek umutsuzlaşmak nekötü!
Yazılar büsbütün bensizleşirse, içinde gezinmek, lezzetsizleşirse işte o gün var olduğumu zannedişim olmasın ,sabahsız akşamı bekleyişim olmasın ,gecede güneş bekleyişim olmasın ,olmasın kendimde benliğimi arayışım serilmişken ortaya varlığım.