« Önceki |

25/1/2010

Doğa boşluk kabul etmez

Siyaset ;olabilirlikler sanatı olarak tarif edildi.Bu tanım genel olup sistem tatbik eden bütün yapılar için geçerlidir.Fakat günümüzde bütün dünyaya hakimiyet kurmuş olan kapilasit düzen insanların zihnine olabilirliği; globalizm,sömürmek veya sömürülmeye mecbur olmak şeklinde yerleştirmişlerdir.Bu ise insanların çaresizliğe alıştırılması neticesinde olmuştur.Tatbik edilen sistemler insan hayatına kendilerinin ortaya koydukları çözümlerden başka çözümlerin,uygulanma imkanının olmadığı yönünde saptırmalarla fikirlerini yerleştirmişlerdir.Oysaki tersi yönde kendi orataya koydukları sistemlerinin, insana doğru çözüm verebilme özelliği yoktur,özelde konumuz islam ümmetidir! Ve onlara karşı girişilmiş;fiili,siyasi,kültürel saptırmaların neticesinde zihinler karışmış ve yönünü tayin edemez bir hale getirilmiştir.

Bugünde yeniden bu saldırılar fiili yönünü zayıflatıp,siyasi ve kültürel olarak hız kazanmıştır,müslümanların en hassas yerlerinden onlara müthiş bir saldırıya girşmişlerir.İslam ümmeti son 200 senedir yaşadığı derin boşlukta batının üzerlerine yamyamlar gibi üşüşmesiyle ezilmiş,ırzını,arzını,malını canını sürekli bir şekilde kaybetmiştir.Bu durum adeta denize  düşen yılana sarılır misali bir kurtarıcı bekleme haline büründürmüş ve kendilerine ilk gülümseyenin türüne bakmaksızın ona sarılmak zorunda bırakılmışlardır.Tıpkı mısırda abdulnasıra ,tıpkı menderese,tıpkı erbakana sarıldıkları gibi sarılmak zorunda bırakılmışlardır.Ve fikri zenginliğini kaybedeli beri aynı delikten ısırılmaya devam edegelmiştir.Bu  süreç bulandırılmış zihinlerin yanlış yönlendirilmelerini kuvvetlendirmektedir,oysaki bu ümmet yüz yıllar boyunca sahip olduğu islamın fikri zenginliği ve hayatta tatbik edilmesi sayesinde hükmettiği heryer'de en üst düzeyde adalet ve gelişmişliği beraberinde getirmişti.Taki o sahip oldukları onlardan alınana kadar! ve bu sonun başlangıcı oldu,ümmet ıraktan doğu türkistan'a kadar zülümlerin peneçesinde inler oldu,sahip olduğu zenginliği anlayamayan ondan beri duran her toplum yok olmaya mahkumdur.Bahsettiğimiz zenginlik öyle alalade bir fikir değil! İnsana hem dünyada hemde ahirette kurtuluşun reçetesini sunan islam akidesinin ta kendisi.Gerçekten bizler islamın sadece ruhi ve ibadetlereden müdeşekkil olmadığını onun yani islam aikedisinin insanın her sorununa köklü çözümler sunabildiğini ve onda müphem hiçbir şeyin olmadığını görür isek, muhakkak ki bugün necis fikirleriyle zihinlerimizi kirletmeye çalışan ,batının oyunlarını ve onların fikirlerini onların yüzlerine çarpmaktan geri durmayacağız.Özgürlükler diyerek sapıklar türeten, dinler arası diyalog diyerek ALLAH(c.c)iftiraları mazur görmemizi sağlayan,zorunluluk diyere ALLAHA savaş açmakla eş değer tutulan faize kapılar açan,gençtir diyerek zinayı meşrulaştıran,şuradır diyerek demokrasyi bizlere yutturmaya çalışan,bu zihniyetin sahipleri ve uşaklarının bizleri kirletmesini engellemenin yegane yolu; islamı anlama metodundan sapmadan dakik bir kavrayışla anlamaktan geçer.ki islamın hiçbir şerri hükmü insanın aklına bırakmadığını ve bu dinin mütekamil bir din olduğunun zihnimize nakşetmesinden geçer.Ve müslümanların şu kaideyi asla unutmamaları gerekmektedir,haram yoldan helale ulaşılmaz ve bu yolu dustur edinerek bizleri kandırmaya çalışanlara vereceğimiz cevap 'bizleri kendinizle helaka sürüklemenize müsammahamız olamaz olmayacaktırda'.

24/1/2010

SANA BAKMAK

her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla uçak örneğin uçurtma mesela altına konulabilir bir ayağı ötekinden kısa olduğu için sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine.  bir beyaz kağıda her şey yazılabilir senin dışında güzelliğine benzetme bulmak zor sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim anlarım bitkiden filan ama anlatamam toprağın güneşle konuşmasını sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla  sen bana ışık ver yeter bende filiz çok köklerim içimde gizlidir gelen giden açan soran bere budak yok bir şiir istersin �içinde benzetmeler olan� kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok  uzun bir yoldan gelen tedariksiz katıksız bir yolcuyum yaralı yarasız sevdalardan geçtim koynumda bir beyaz kağıt boşluğu her şeyi anlattım olan olmayan acıtan sancıtan bilsem ki sana varmak içindi bütün mola sancıları bütün stabilize arkadaşlıklar daha hızlı koşardım severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine  sana bakmak suya bakmaktır sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır  sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar bahçıvanlar değil tüccarlardır sen öyle göz sen öyle toprak ve güneş ortaklığı sen teninde cennet kayganlığı iken sana şiir yazmak ahmaklıktır  bir tek söz kalır dişlerimin arasından ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar  verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz  sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır her şey olmaya hazır sana bakmak suya bakmaktır gördüğün suretten utanmak sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır sana bakmak allah�a inanmaktırher şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
İçinde benzetmeler olan
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
allaha inanmaktır

YILMAZ ERDOĞAN

3/7/2009

Yağmur

Usulca yağan yağmur ıslatıyor perdesi kararmış pencerimi,
Dışarda soğuk bir haykırışla bağrışan kediler mekansızlıklarına yanmakta,
Gökyüzü herzamankinden daha zifiri ,karanlıksa bir o derece kasvetli,
Sesi dimağımda yankılanmakta, uğultusuyla rüzgarın,
Soğuk kendisini hissettirmeye inad etmişçesine dirayetli,
Sokaklar sırılsıklam,insanlarsa bi o derece kupkuru,
Yaşlı gözlerde yağmurumsu bir akış,bir o derece şiddetli
Çek vur beni namlusu paslanmış yüreğinle,
Belki az bir ölümle ,sadakatsiz bir hayatla kalırım,
Yağmur ıslat, belki yeniden yeşerir yüreğim,
Ya pencerem!
Ya yürekli kurumuş, benlikleri yanmış ölüler!
Yağmur ıslat beni üşüyeyim,
Ölüm tir tir üşüyedururken ,
Ve beklerken sabahı,gökyüzünde güneşi
Isıtması için ta yüreğimin derinliklerini,
vurulası yüreklerden uzakta vurulayım,
ölüm sessizce ağlarken,
ben kendimden, kendim benden uzakta...